ALLAHIM

Posted in Uncategorized on March 30, 2011 by Hüsna Ay

 

27 Ekim

ALLAHIM

  
 

 
 
ALLAHA TESEKKUR ETMEK
Gunah islersin bagislar,
tovbe edersin istigfar kapisini acar,
sukredersin cennet kapisini aralar,
birde hayir isledinmi..

Iste ozaman cennet yolu gozukur..

Rabbim oyle merhametlidirki,
biz insanlarin ayagina koskoca bir dunyayi sermis,
icinde binbir turlu nimetlerle emrimize amade etmis..

Koymus hepsini onumuze,
dilediginiz gibi kullanin demis…

Ama karsiliginda kullugumuzu istemis..
Kulluk nedir??

          * O’na ibadet etmek <namaz>                     
* Yetimlere yardim etmek                    
            * Zayiflarin hakkini gozetlemek                      
     * Dardakalmisa yardim etmek                   
                   * O’ndan baskasina inanip,tapmamak                    
                  * yalan konusmamak, giybet etmemek                   
* dinimize uygun giyinmek                   
    * dinimize uygun yemek                               

Ve belkide unuttuklarimda var…

Elbise dolabinizi acip bir bakin..
Tiklim tiklim dolu degilmi..??
Arasinda giymediklerinizde vardir muhakkak…
Ayakkabi dolabiniz..?
Ya buzdolabi..??
Evdeki elektronik esyalardan hic bahsetmeyelim bile..
Nereye bakarsan bak..nereye donersen don yonunu heryerde O’nun eseri var…

Bunun bilincindeyiz..
O halde neden sukretmiyoruz..??
Neden Rabbim’e tesekkur etmiyoruz??

Bir misafirimiz geldiginde,ve ona en ufak bir ikramda bulundugumuzda o kisiden bir tesekkur bekleriz.. Soylemedimide bozulur..kiriliriz..

Soylermisiniz? ozaman Rabbim de bir tesekkur haketmiyormu?(hasa)

Kul olarak her enfes alisimizda dahii ona sukretmemiz gerekmiyormu??

Rabbimin Rahmeti oyle engin, oyle cokki…

Kul nekadar isyankar olursa olsun..
Nekadar gunahkar olursa olsun..
hep bir kapi acik birakiyor…

“Gel”diyor…tovbe et.. sukret ki alayim seni o guzel cennetime..

BUKADAR ZORMU ALLAHA TESEKKUR ETMEK???

 

 
 
 

Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat Allah, dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir.

Nur Sûrsi: 21
 

“Allah şöyle buyurdu; ‘Bir kimse Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım. Bir kimse Bana bir arşın yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Bir kimse Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim.”

Hz. Muhammed (s.a.v.)
 
 

  


 

Allahım
 

Bir ömür boyunca düşündüm

Düşündüm derin derin

Ve anladım ki artık, senin

Aşktır en büyük eserin


 

Bu dünyada seni sevmeyen sana asîdır

Vadettiğin cennet bile aşk ve şarap deryasıdır

Günahkâr bir kulunum, beni dünyadan kovacaksan kov Allahım

Yeter ki son nefesimde beni şarap çömleğinde boğ Allahım

       

  [Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif]             [Resim: 0e994dca23xe6.gif] [Resim: 0e994dca23xe6.gif]              [Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif] [Resim: 0e994dca23xe6.gif]

[Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif]         [Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif] [Resim: 0e994dca23xe6.gif] [Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif]         [Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif][Resim: 0e994dca23xe6.gif]"https://i2.wp.com/img174.imageshack.us/img174/5112/128kucukav7.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

[Resim: a511je1.gif][Resim: a511je1.gif][Resim: a511je1.gif][Resim: a511je1.gif]

"https://i2.wp.com/img174.imageshack.us/img174/291/125kucukwd2.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
"https://i2.wp.com/www.herkul.org/images/golgeler/masaustu/83x800x600.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
 myspace layouts, myspace codes, glitter graphics  myspace layouts, myspace codes, glitter graphics  myspace layouts, myspace codes, glitter graphics  myspace layouts, myspace codes, glitter graphics myspace layouts, myspace codes, glitter graphics myspace layouts, myspace codes, glitter graphics  myspace layouts, myspace codes, glitter graphics  myspace layouts, myspace codes, glitter graphics  myspace layouts, myspace codes, glitter graphics myspace layouts, myspace codes, glitter graphicsmyspace layouts, myspace codes, glitter graphics  myspace layouts, myspace codes, glitter graphics  
"https://i0.wp.com/www.herkul.org/images/golgeler/masaustu/49x800x600.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
 

    

"https://i0.wp.com/www.herkul.org/images/golgeler/masaustu/61x800x600.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

                  

"https://i1.wp.com/www.herkul.org/images/golgeler/buyuk/65.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
                                            

  
 

                                 

 

"https://i2.wp.com/www.herkul.org/images/golgeler/masaustu/82x800x600.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
 

     

"https://i0.wp.com/img189.imageshack.us/img189/8092/408qi.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

                                

"https://i1.wp.com/i65.photobucket.com/albums/h225/Meg_X_Plus/image003.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Resülü! Bana (dini) öğret ve fakat çok özlü olsun!” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl. Sonradan (pişman olup) özür dileyeceğin söz söyleme. İnsanların elinde bulunan (dünyalık şeylerden) ümidini kesmeye azmet!”

  
           buyurdular.         
  
 (Kütüb-i Sitte, 7232
                          
 
 
 

Ravza

039fg3ts.jpg

 

Allah ve melekleri,
Peygamber’e çok salevât getirirler.
 Ey mü’minler!
Siz de ona salevât getirin ve
 tam bir teslimiyetle selam verin.

…….
  
     Ahzâb Sûresi /33/56    
  

hareketli gül resimleri                                          hareketli gül resimleri

 
                       

                                                               

                                                                                     
 

                                                                                                          
                                                             

 

            

 

MUHAMMED(s.v.s)

Posted in Uncategorized on March 30, 2011 by Hüsna Ay

 

27 Ekim

MUHAMMET(s.v.s)

 
 
 
 
SEN’i koydum yüreğime,
   Artık ne sıradan bir aşk ,
   Ne de geçici sevgi alamaz yerini.
   Veremem sana olan sevgimi hiç kimseye
   Ben yıllardır yanarken hasretinle;
   Olurda bir gün, bir gün değer verdiklerimin
   En başında yer almanı hayal ederken
   Şimdi; değerlerin en değerlisi ve sevgilerin
    en yücesindesin SEVGİLİ
   Nasıl sunabilirim ,
   sana açtığım bu aşk kapısını bir başkasına.
   SEN ki huzur veriyorsun her ağlayışımda bana,
  SEN ki rahatlatıyorsun benliğimi her anışımda SEN’i.
  Dertlerim sevinç oldu bana,senin çektiğin çile yanında
  Derdimi unutuyorum EY SEVGİLİ!her anışımda SEN’i.
  SEN’i sevmek bu kadar tatlı, bu kadar güzelken
  Başka aşklarda işim ne…
  Dostum SEN’sin,yarim SEN’sin, şimdi bana.
  Ne sahte dostlar gibi sırtımdan vuruyorsun
  Ne sahte aşklar gibi vefasız çıkıyorsun
  SEN beni büyük bir rahmetle kucaklıyorsun.
  Geceler boyunca sana ağlıyorum;
  Göz yaşlarım aktıkça seviniyorum,
  çünkü ben başkasına değil ,
  SANA ağlıyorum!!!
  Hiç ağlarken bu kadar sevinmemiştim,EY SEVGİLİ!
  Sevinç göz yaşları, hasret göz yaşları bunlar,
  hasretim SANA şimdi,
  Nasıl toprak susarsa suya,
  bende toprak gibi susadım SANA.
  SEN ki ümmetine feda ediyorsun sevdiklerini!
  FATIMA,ZEHRA,HATİCE,HASAN ve HÜSEYİN’ im
  Feda olsun ümmetime diyorsun…
  Ne CENNETİ, ne BURAK’I ne de MAHMUT MAKAMINI
  İstemem ümmetim olmayınca diyorsun…
  EY SEVGİLİ! SEN’in ümmetin bunlara layık değil ki,
  Sevdiklerini feda ettiğin bu ümmet;
  nasıl şefaatini bekleyebilir ki?
  Bizler! Acizane kullarız, şefkatine muhtacız.
  Gün değişti,mevsimler değişti,insanlar değişti
  Artık çağdaş yaşantı varmış bu zamanda
  Ümmeti için onca çile çeken,göz yaşı döken HABİBİ
  Örnek almak yok şimdi,
  Körpecik yürekler perişan,
  gençler neyin mutsuzluğunu yaşıyor
  Onu bile bilmiyorlar;
  SEN’i sevmek ayıp geliyor şimdi ki çağa
  SEN’in hayatını yaşamak,
  hem de hiç eksiksiz yaşamak var şimdi,
  Bunu yaşatmak;
   gelecek nesillerde bu yaşantıyı görmek var.
  SEN’i yürekten sevmek var şimdi.
  Ben SANA aşığım YA RESULALLAH
  Başka aşk istemem gönlümde;
  göz yaşlarım SANA aksın,
  Sözlerim SEN’i söylesin, ahlakım SEN’in ahlakın olsun!
  Şimdi güllerde solgun,senin hasretinden susamışlar suya!
  Sana kavuşmayı gün be gün arzuluyorum EY SEVGİLİ!
  Bitsin artık benim
dünya sürgünüm…
  SEN’i sevmek var şimdi;
  Körpecik yüreklerde SEN’i sevmek,
  Gelecek nesillerde SEN’i sevmek,
  Bu zamanda SEN’i sevmek, var şimdi….
  SEN’i seviyorum güllerin efendisi
  SEN’i seviyoruz Ey SEVGİLİ
   EY RASUL…
 
 

Ne Olur..

  

      

      

 
 

  

  

Allah askinin atesi,yüregimde yansin isterim

Catlayana kadar dudagim,ismini ansin isterim   

….
 
 
 
 
 
 
Küçük bir çocuk,içi şeker dolu bir kavonoza elini daldırmış.
      Gözü şekerden başka bir şey görmediği ve aza da kanaat  etmediği için
avucunu şekerle doldurmuş.
      Ama ne kadar  uğraşırsa uğraşsın,elini kavanozun içinden bir türlü 
kurtaramıyormuş.
      Elini kurtaramayan ve avucundaki şekerleri de kaybetmek istemeyen
çocuk yoğun bir çabanın içinde bocalarken,biraz ötede kendisini gülümseyerek seyreden yaşlı bir adam yavaşça seslenmiş:
       ”Evlat Elindeki şekerin yarısını kavanoza barak ,o zaman elini kolayca çıkarırsın!”

***
      BU DÜNYA HAYATI,GEÇİCİ BİR ZEVK

 VE EĞLENCEDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.OYSA SONRAKİ HAYAT,
TEKGERÇEK HAYATTIR.KEŞKE BUNU
BİLSELERDi
 
 
 (Ankebut Sûresi 29/64)
 
 

 
 

 
Nasir tutmus avuclarim ,acilarak ta,semalara
Omzumdan kopana dek kollar,dua etsin isterim

 
Alemlerin Rabb’i ,sen her seyi,her an bilensin
Esref-i Mahlukat tan sadece kulluk isteyensin

 
Rahman’sin,Rahim’sin,Aziz’sin ve Kerim’sin
Senin ismini zikrederken kalbim dursun isterim  

Alip abdesti,niyet ederek,yönelipte;”KABE”ye
“Bir”sin diye kiyamda,kiraat edip tekbirle  

Rükuya vardigimda;Sübhanerabbiyyelaziym’de
Dogrulmasin huzurundayken belim,kopsun isterim

Afettirirmi binlerce günahimi,bilmem ki bir tövbe?
Yüzüm yok mazhar olmak icin habibinin sefaatine

Ama niyazimdir Tahiyyatü,Salli,Barik,Amentü de
Son secdede iken alnim,kavusmak icin ölmek isterim.

 

Bekliyoruz Sultanım!Rüyada olsa bile belki teşrif edersin diye hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.

Gelseydin!Ve yürüyüp geçseydin önümüzden gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.

Sevgili!Hakiki aşıkların sana doğru uçarken bizim bu yaptığımız yolda emeklemek.

Dünya güzelliğiyle kollarını açarken bize düsen el açıp kapında beklemek.

Sevgili! Bekliyoruz…
Dursun Ali ERZİNCANLI’ dan…

 

 

 

  

Esselam Güllerin Efendisi!

Sensiz oldu dünyaya gözlerimi açışım. Sensiz ve sessiz başladım nefes almaya. Şimdide zamansız ve mekânsız bir yerden sana seslenişim. Belki yüzünü göremiyorum, sesini duyamıyorum ama hissediyorum varlığını ya Resulallah!… Biliyorum duyuyorsun sesimi.
Öyle isterdim ki seni görebilmeyi, o berrak sesini duyabilmeyi, bir bakışında hayat bulabilmeyi.
Ey sevgili! Adını her duyduğumda sanki kalbimde fırtınalar kopuyor, yüreğim acıyor. Sana kavuşabilmek için yaşıyorum hayatı. Yaşıyorum da, sonra derin bir düşünceye dalıyorum. Karşına çıksam yüzüne nasıl bakarım ey sevgili?!Nasıl anlatırım halimi,kalbimi? Anlatabilir miyim bilmiyorum derdimi.
Ya dersen ki:?Sevdin ama dinledin mi beni, fiillerimi?? o zaman ne cevap veririm ey nebi, yüzüne nasıl bakarım?…

ne cevap veririm ey nebi, yüzüne nasıl bakarım?…
?Haya imandır.? diyorsun efendim. Hayadan eser bıraktık mı ki cennetin adını analım ey Nebi!…
?Kim bir hayra vesile olursa, hayrı yapan kimse kadar sevap kazanır.? diyorsun ey Sevgili Resulüm, sevaptan geçtik ne kadar hayra vesile olabiliyoruz?
?Ey Allah?ın kulları hepiniz kardeş olun.?diyorsun. Olabildik mi ki?
?Sizin en hayırlınız, ahlakı güzel olandır.? diyorsun. Ne kadar olabildik, ne kadar uyduk sözüne Efendim?
?Bir işte çirkinlik bulunması onu lekeler; bir işte hayâ duygusunun bulunması ise onu süsler.? diyorsun. Ne kadar süsleyebildik yaptıklarımızı, ya da ne kadar kirlettik?
?Kuvvetli mümin, zayıf müminden hayırlıdır.?diyorsun. Ne kadar kuvvetliyiz bilmiyoruz Efendim.

?İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah?a da şükretmez.? buyuruyorsun. Şükrediyoruz Efendim!?Allah?ım sana şükürler olsun ki böyle kutlu bir peygamberi bize yolladın.
?Yüce Allah, sizin şekillerinize, dış görüntünüze veya mallarınıza değil,kalplerinize ve amellerinize bakar.? diye söylüyorsun. Peki biz neden hala insanlara güzel görünmek yerine ibadetlerimizde güzel olmaya çalışmıyoruz Habibim??
?İlim her Müslüman?a farzdır.? diyorsun ya Efendim. Biz bugün ne yapsak dersten kurtulsak diye bin bir çeşit bahane arıyoruz. Ya hasta oluyoruz, ya halsiz oluyoruz, yani ne yaparsak yapalım ilimden uzak duruyoruz.
?Kulun tövbesinden dolayı Yüce Allah?ın sevinci, sizden birinin ıssız çölde devesini kaybedip tekrar bulduğu zamanki sevincinden daha fazladır.? diyerek bize müjdeliyorsun Ya Resulüm. Tövbe ediyoruz yürekten ;?Affet bizi Allah?ım, bizi kabul eyle.?

?Mümin; insanları kötülemez, lanetlemez, kötü söz ve çirkin davranış sergilemez.? Sen söylüyorsun bunu ya Resul! Peki, biz ne yapıyoruz? Biz öyle bir dünyadayız ki Efendim, insanları kötüleyip aşşalamayan insan sayısı ,şu koca dünyada, Bedir?in Aslanlarının sayısını geçmez. Bekliyoruz efendim, belki gün gelir biz de senin yolunda, Hak yolunda kanımızı akıtırız diye. O güne kadar damarlarımıza hapsettik kanımızı, canımızı. Ecel gelip almadıkça, Rabbim?inde izniyle, kanımızı ve canımızı yalnızca senin yolunda harcayacağız. Keşke biz bu dünyaya geldiğimizde sende burada olsaydın. Seni hayranlıkla dinleyen bir duyuya sahip olabilseydik, seni taşlayanlardan koruyan bir çift ele de biz sahip olabilseydik Resulüm!? Kalbim acıyor seni bir an unuttuğumda, adın aklımdan bir an olsun çıktığında.
Efendim; anlamlar, anlamsız sen olmayınca. Yönümü, zamanımı da kaybettim. Ve kaldım öylece sensiz, sessiz. Bir tuhaf susuyorum kaç gündür? Ey Resulüm çağırsam seni rüyalarıma gelir misin? Sen belki gelirsin de efendim, ben sana bakabilir miyim?…
Âlemlerin Sultanı efendim, alnımızın ateşini sokağa atıp, içimizin ateşinide harlandır da, devam edelim yaşamaya. Hadi şimdi devam edelim yaşamaya! Bütün zamanları yeniden giyinip, eskileri, maskeleri atıp, ruhumuzu berrak derelere atıp, ihmal ve itiraz haklarını kaldırıp hayatın, devam edelim yaşamaya!…

Ey Sevgili! Ben sensiz ?Ben? olamadım?

 

 

 

 

Onu neler sevmedi, kimler sevmedi ki…
Onu her şey sevdi, her varlık sevdi.

İşte onu sevenlerin bazıları:
Bulutlar sevdi onu, güneşten koruyarak…

Ağaçlar sevdi onu, toprağı yarıp yerinden çıkarak…
Kurtlar sevdi onu, çobanlara rehber olarak…

Güvercinler sevdi onu, önünde yuva yaparak
Örümcekler sevdi onu, huzurunda ağ örerek…

Keçiler sevdi onu, sütsüz halde iken süt vererek…
Develer sevdi onu, görünce önünde çökerek…

Azgın boğalar sevdi onu, karşısında boyun bükerek…
Geyikler sevdi onu, verdiği sözde durarak…

Dağlar sevdi onu, heyecanından titreyip sallanarak…
Taşlar sevdi onu, avucuna girince “Allah Allah!” diyerek.

Toprak sevdi onu, ayağını vurunca bağrından su fışkırtarak…
Kuyular sevdi onu, kupkuru iken sularla çağlayarak…

Aylar sevdi onu, bir işareti ile iki parçaya ayrılarak…
Güneşler sevdi onu, batmasını geciktirerek…

Melekler de sevdi onu, savaşlarda yardım ederek…
Cinler sevdi onu, sesini duyunca hayran kalarak…

 

 

İnsanlar sevdi onu, sesini duyunca hayran kalarak…

 

Bebekler sevdi onu, can atarak, canlar vererek…

 

Ama asıl onu Rabbi seviyordu, ona “Habibim” dedi en çok sevdiğini ifade ederek…

 

Peygamberimizi sevmek, imandır, ibadettir, Cennettir, huzurdur, mutluluktur.

 

Peygamberimizi sevmek hepimiz için en üstün sevinç ve neşedir, heyecandır ve güzelliktir.

 

 

O olmasaydı, ne biz olurduk, ne dünya ve de evren.

 

Gerçek mü’min olmak onu sevmekten geçiyor. Allah’ı sevmenin ölçüsü de onun izinden yürümekten geçiyor.

 

Ne mutlu size, ne mutlu bize ki, o bize sevgiyi, sevmeyi ve sevilmeyi öğretti.

 

Ve onu, canımızdan çok seviyoruz, sevmeliyiz.

 

  

 

  

 

 

Yâ Nebi…
Şu halime bak
Nasıl ki bağrı yanar gün kızınca sahranın,
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın.
Hârimi Pâkine can atmak istedim durdum,
Gerildi karşıma yıllarca ailem yurdum.
Tahammül et dediler, hangi bir zamana kadar,
Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.

Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak,
Önümde durmadı artık ne hanuman ne ocak.
Yıkıldı hepsi, ben aştım diyar-ı Sudan’ı,
Üç ay tihame deyip çiğnedim beyebanı.
Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada,
Yetişmeseydin eğer Ya Muhammed imdada.
Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin,
Akarsular gibi çağlardı her tarafta sesin.

 

İradem olduğu gündür senin iradene râm,
Bir an olsun yollarda durmak bana oldu haram.
Bütün hayakil-i hilkat ile hasbihal ettim,
Leyâle derdimi döktüm, cibali söylettim.
Yanıp tutuşmadan yummadım gözümü,
Nücuma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azab-ı Hecrine katlandım elli üç senedir,
Sonunda anlıma çarpan bu zalim örtü nedir?

  

Azab-ı Hecrine katlandım elli üç senedir,
Sonunda anlıma çarpan bu zalim örtü nedir?
Üç beş sineyi hicran içinde inleterek,
Çıkan yüreklere husran mı, merhamet mi gerek.
Demir nikabını kaldır mezarı pâkinden,
Bu hasta ruhumu artık, ayırma hakinden.
nedir o meşale, nurun mu ya Resulallah
Sükûn içinde bir an geçti, sonra kısa bir âh….

 

Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini
Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi
Arzum ahirette cennete seninle girmeyi
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sensiz dünya zilletle boğuluyor
Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor
Toplumun ahlakı gitgide çöküyor
Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Geceler karanlık, yokluğunda her saniye
Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme
Tutamazsam elini sırat üzerinde
Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Bir bilal olamadım ezanın için
Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim
Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra
Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında
Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca
Tebessümün de ne hoştur ukbada
Şefaatini eksik eyleme mahşer anında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Alemlere rahmetsin nurun ile
Kalplere düstursun ahlakın ile
Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed
Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V) 

  

Windows Live’daki bir kişi
Sık görüşülen

Yorumlar (1)

ahmed ak kişisinin resmi
ahmed ak – 7 Nisa., 2008 – Sil

Metin Karabaşoğlu
YUSUF KISSASI, ‘KISSALARIN EN GÜZELİ’ diye de şöhret bulmuş bir peygamber kıssası olarak, Kur’ân-ı Hakîm’de zikri geçen manidar kıssalardan biridir. Özellikle
de Yusuf sûresinde, onun bir peygamber çocuğu olarak geçen çocukluk yılları, gençliğine henüz adım atacakken gördüğü bir rüya, bu rüyayı bir şekilde öğrenen
ağabeylerinin içine düştükleri kıskançlık krizi, Yusuf’u öldürerek bu krizden kurtulmaya çalışmaları, diğerlerinden daha makul ve daha şefkatli olan en
büyük kardeşin bu plana açıkça karşı koyamamakla birlikte en azından öldürme planına engel oluşu, onun müdahalesi ile öldürme fiilinin kuyuya bırakma fiiline
dönüşmesi.. derken, Yusuf aleyhisselamın adım adım anlatılan hayat öyküsünün her bir karesi her zamanın ve de bu zamanın insanına hayata dair hayatî dersler
taşır.
Kıssanın Yusuf aleyhisselam ekseninde gelişen bu manidar seyri içinde, fonda, bir başka peygamberin, Yakub aleyhisselamın izi ve eseri hissedilir. Yusuf’un
babası olarak Yakub aleyhisselamın yaşadıkları, onun “Ben keder ve üzüntümü ancak Allah’a anlatırım” (Yusuf, 12:85) şeklindeki muazzam tavrına paralel
olarak, pek öne çıkmaz. Yusuf kıssasının başından sonuna Yakub aleyhisselam hep vardır; ama geride durmakta, nadiren öne çıkmaktadır.
Mâlûm, kardeşleri Yusuf’u kuyuya attıktan ve kestikleri bir koyunun kanına buladıkları gömleğini de “Yusuf’u kurt parçaladı” diye getirdikten sonra, Yusuf’u
parçalarken gömleğine zarar vermeyen bir kurt masalına kesinkes inanmayan biri ve gaybaşina nazara sahip bir nebî olarak, oğullarına “Hayır!” der Yakub
aleyhisselam. “Hayır! Mutlaka nefsiniz size bir iş uydurmuştur. Bana düşen, yalnız güzelce sabretmektir. Sizin anlattıklarınıza karşı da, Allah’tan yardım
dilerim.”
Buradan sonra, Yusuf birilerince kuyudan çıkarılır, köleleştirilip Mısır’a götürülür, köle olarak azizin sarayına alınır, azizin hanımının fitnesiyle yüzyüze
kalır, zindana atılır, uzun seneler sonra suçsuzluğu tebeyyün eder, zindandan kurtulup Mısır sarayının azizliğine kadar yükselir iken, Yakub aleyhisselam
cephesinde hep ‘sabır’ ve ‘Allah’tan yardım dileme’ vardır. O, anlaşıldığı kadarıyla onbir-oniki yaş civarında yitirdiği oğlundan yaklaşık otuz yıl hiç
haber almamıştır. Otuz yıla yakın, Yusuf’un ölüsüne veya dirisine dair en küçük bir emareye ulaşmış da değildir. Bir baba olarak, bir yanda bu duruma sabretmiş,
nebîler arasında en seçkin vasfı haline gelecek şekvâsı ile, “Ben keder ve üzüntümü ancak Allah’a anlatırım (eşkû: şikayet ederim)” demiş; keder ve hüznünü
kendisi gibi aciz kullara açıp onlara yakınıp durmaktan kesinlikle uzak durmuştur. Bu peygamber sabrı ve bu peygamberâne şekvâsı ile kendi ubudiyet miracına
yükselirken, öldüğüne dair kesin bir karine edinmediği Yusuf’un hayatta olduğu ümidini de hep korumuştur. Varsın oğlundan en küçük haber gelmesin, varsın
otuz senedir yaşadığına dair bir bilgi edinmesin; madem ki öldüğü tebeyyün etmiş değildir, onun yaşadığına dair ümitvar olmayı korumuştur. Bu durumun çok
daha hafifini yaşayanların aklî dengelerini yitirdiği bu büyük imtihanda Yakub aleyhisselamın sergilediği en önemli dört vasıf sabır, şekvâsını yalnız
Allah’a iletme, yardımı O’ndan dileme ve de O’ndan ümidini kesmemedir.
Sonuçta, dünyanın o gün meskûn olan bölgelerinin önemli kısmını, bu arada Ken’an ilini (Filistin’i) de kasıp kavuran uzun kıtlık yılları gelip çattığında,
aziz olarak Yusuf’un görev yaptığı Mısır’da bolca erzak bulunduğunu duyan herkes Mısır’a akın ederken, Yusuf’un kardeşleri de erzak edinmek için Mısır’a
koşacak; yaklaşık otuz yıl öncesinde kalmış bir sır da bu vesileyle aydınlanacaktır. Yusuf aleyhisselamın öz ve küçük kardeşi Bünyamin’i yanına almak ve
de hem ağabeylerinin geçmişte kendisine yaptıklarını derhatır etmelerine, hem babasının kendisinin hayatta olduğuna dair bir karine edinmesine vesile olmak
üzere giriştiği bir tedbirden sonra, düğüm adım adım çözülür. Bu hengâmda, Bünyamin’in de Mısır’da alıkonulması karşısında, “Babanızın sizden Allah adına
kuvvetli bir söz aldığını ve daha önce Yusuf’a neler yaptığınızı biliyorsunuz. Babam bana izin verinceye veya Allah hükmünü gösterinceye kadar bu yerden
ayrılmayacağım” diyen—şefkatçe ve hikmetçe diğerlerinden üstün olan—en büyük kardeş de, anlaşıldığına göre, Mısır’da kalacaktır. Kardeşler, böyle bir durumda
Filistin’e dönüp durumu anlattıklarında ise, Yakub aleyhisselam, yaklaşık otuz yıl önce sergilediğine benzer bir sabır ve ümit şahikası daha sergileyecektir:
“… Bana düşen, yalnızca güzel bir sabırdır. Allah’ın yakında hepsini geri getireceğini umuyorum. Şüphesiz Allah, Alîm ve Hakîm’dir.”
Onları bırakıp giderken “Ah Yusuf’um!” diye hasretini ve kederini de ihsas eden Yakub aleyhisselama oğulları, “Allah’a andolsun ki; sen Yusuf’u anmaktan
kendini alamıyorsun. Sonunda ya eriyeceksin veya yok olup gideceksin” dediklerinde ise, “Ben keder ve üzüntümü ancak Allah’a anlatırım. Ve ben, sizin bilmediğiniz
şeyleri, Allah’tan bilirim” buyurup, ekleyecektir: “Ey oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini araştırın. Ve Allah’ın revhinden (rahata erdirmesinden, rahmetinden)
ümit kesmeyin. Zira kâfir bir toplumdan başkası Allah’ın revhinden ümit kesmez.”
Gerisini hepiniz bilirsiniz. Kardeşleri, Yakub aleyhisselamın yaklaşık otuz yıl hakkında hiçbir haber alamadığı, ancak öldüğüne dair kesin bir habere de
ulaşmadığı için yaşadığına ve bir gün Allah’ın kavuşturacağına dair ümidini hep koruduğu kardeşleri Yusuf’un, muhatap oldukları Mısır azizi olduklarını
öğrenecek, geçmişteki kurdukları tuzağı itiraf edecek, Yusuf aleyhisselam tarafından peygamberlere yakışır bir olgunluk ve şefkat ile bağışlanacaklar,
sonrasında da aile tekrar biraraya gelecektir. Sebepler dairesinde ümit ışığı uyandıran tek bir emare bulunmadan geçen otuz yıla mukabil, Yakub aleyhisselamın
sergilediği dört büyük haslet—sabır, şekvâsını Allah’a arzetme, yardımı Allah’tan dileme, ve de O’nun revhinden ümidi kesmeme—Yusuf’a tekrar kavuşma suretinde
sonuçlanmıştır.
Ve, dikkat edelim ki, Yakub şekvâsını ancak Allah’a arzetmiş ve de Allah’ın rahata erdirmesinden asla ümidini kesmemiştir. “Zira, kâfir bir toplumdan başkası
Allah’ın revhinden ümit kesmez.”
Kâfir bir toplum, Allah’ın revhinden ümit keser. Çünkü, kâfirin nazarında eşyanın yalnız mülk boyutu vardır, melekûtî boyutu yoktur. Onun dünyası sebepler
âleminden ibarettir; herşeyi sebepler dairesinde tartar biçer. O yüzden, sebepler dairesinde ümit veren birşey yoksa, ümitsizliğe düşer. Mü’min ise, tanım
gereği, mülkün ardında melekûtu, sebeplerin ardında Müsebbibü’l-Esbâbı görendir. Asıl olan melekût olduğunu, sebeplerin ardında ve sebepleri perde ederek
işgörenin Müsebbibü’l-Esbâb olan Kadîr-i Zülcelâl olduğunu bilendir. O yüzden, mü’min, sebepler dairesindeki tartıp biçmelerle bitirmez işini. Sebepler
dairesinde ümit veren birşey gözükmese dahi, bilir ki, işgören Müsebbibü’l-Esbab’dır ve O, isterse ve hikmeti iktiza ederse, görülmedik bir sebep yaratarak,
umulmadık yerde ve umulmadık zamanda kullarını rahata ve rahmete erdirebilir.
Yakub aleyhisselam, bu imanî talimi bir nebî olarak bihakkın özümsediği içindir ki, sebepler dairesinde hiçbir ümit ışığının gözükmediği ama olumsuz duruma—Yusuf’un
öldüğüne—dair açık bir delilin de olmadığı onca uzun yıl boyunca Allah’ın revhinden ümidini kesmemiş; zira, sebeplere takılıp kalarak değil, Müsebbibü’l-Esbab’ı
bilerek muhakeme yürütmüştür. Sonuç, yürütülen bu imanî muhakemenin, beklenmedik bir anda gelen bir büyük buluşma ile Allah katında teyidi ve tasdikidir.
Madem vâkıa budur, bizim de karanlık ve zahirde ümitsiz görünen vak’alarda dahi, olumsuz sonuca dair kesin bir delil olmadıkça ümidimizi korumamız ve birbirimize
ümit aşılamamız gerekiyor. Çünkü, mü’minin şiarı ve imanın bir gereğidir ümit.
O halde, Yakub gibi olalım ki Yusuf’umuza kavuşalım.
 selamlar hayırlı sabahlar

RABBİM

Posted in Uncategorized on March 30, 2011 by Hüsna Ay
       RABBİM         

                                                                   

 
 
Kimsem yokmuş şu dünyada SEN’den başka!..
SEN TESELLİ ET BENİ Öyle çaresizim ki RABBİM,
çarelere ermiyor aklım… Merhametine uzatıyorum ellerimi…
SEN’in rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi..
 Dizginle çılgınlıklarımı…Affet günahlarımı..
 Ey affetmeyi seven RABBİM, sil göz yaşlarımı..
SEN teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma…
Hayırlı kederlerimi SEN sevdir bana!..
Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi, ömrüme ışık olsun sıkıntı anlarımda ettiğim dualar..
 Hüzünlerde olgunlaştır beni.. Cahilim çok cahilim..
 SEN yolum ol! SEN sonum ol!
 SEN tut elimden, SANA giden yollarda nurum ol!
Dağlar kadar günahlarıma, bir avuç tövbe kırıntısı getirdim…
 SEN derman ol şu volkanlarıma…
 SEN’siz bir yürek ne kadar boş!..
 
 
AFFEYLE YÂ RABBEL ÂLEMİN
 
 

 

 
 
 
 
 UNUTTUK

 

Unuttuk…Unuttuk….

Ne çabuk unuttuk, ne çok unuttuk…
Dünya kalınası değildi,
yeryüzünde karar kılamazdık ki.
Geldik ve nihayet dönecek değil miydik?
Şimdi hatırladığımız bu..
Ve hiç unutmayacağımız…

Ne çok unuttuk, ne çabuk unuttuk
Bizden önce gelenleri ve bizden önce gidenleri
Güzel atlara binip giden güzel insanları
Sırf ölümünü güzel eylemek için yaşayanları
Ölümünü ‘düğün gecesi’ gören güzel bakışlıları

Ne çok uyuduk göklerden habersiz.
Ne çok unuttuk semaya yüz dönmeyi
Ayağımızı yere sabit belledik
Elimizdekileri sahiplendik
Değil elimizdekilerin,
elimizin bile elimizde olmadığını hatırlamak zamanı şimdi.
Çok hatırlamak ve çabuk hatırlamak zamanı.

Unuttuk;
dünya bir gölgelikti oysa
Yolcu olduğumuzu unuttuk,
yolumuzun buradan geçtiğini sadece
Sadece uğradığımızı şu dünyaya
Yükümüzü yeğni tutmayı bilemedik.
Biriktirdik, çoğalttık, artırdık ve saydık
Geriye ne kaldı?
Şimdi hatırladık
Sermayemiz yokluktu, servetimiz acizlikti
Şimdi hesapladık.

Unuttuk,
Yüzümüzde Rahmanın nakşı vardı
Gözümüzde Cemalin bakışı vardı
Gönlümüzde Bekanın aşkı vardı
Şimdi, yüzümüz yerde kaldı
Gözümüz yaşta kaldı
Gönlümüz darda kaldı
Hatırladık ve anladık ki,
Bu dünyanın ötesi vardı

Gelin, burada kalmayalım.
Yüzümüzü Rahmanın vechine döndürelim,
Gözümüzü Gufranın tecellisine çevirelim,
Gönlümüze ‘neylerse güzel eyleyen’ Mevlamızın tesellisini devşirelim.

Hatırlayalım, hatırlayalım ki,
‘Hatırlamaya değer bir şey bile değil’ken
Yüze geldik, varlığa vardık, dile geldik, ışığa vardık
Kimsenin bizi bilmediği, kendimizi de bilmediğimiz
Derin bir unutuştan alındık
Hatırlandık, hatırı sayılır olduk.

Fakat ne çok unuttuk ve ne çabuk unuttuk
Unutuşun çocuğu olduğumuzu
Varlığın uçarı kuşu olduğumuzu
Kanatlarımız olduğunu,
yerde kalanlardan ve arza bağlananlardan uzakta
Kaderimiz olduğunu
Gelip gitmenin, konup göçmenin,
Ondan gelip Ona gitmenin
Ne güzel olduğunu

Hatırlayalım hatırlayalım ki
Unutuştan alınmış
ve çokça unutmuştuk
Unutmayalım ki
Hep hatırlandık, hep hatıra kaldık
İşte o zaman enkaz altından çıkarabiliriz ruhumuzu
Ve o zaman yüreğimizdeki yangın yeri
İbrahimvari bir gülşene döner
Ve biliriz ki,
Mazlumlar mahzun olmazlar
Masumlara hüzün erişmez asla
Ve korku yoktur şehidlere…     

            img107/760/64868150ra2.gifimg107/760/64868150ra2.gifimg107/760/64868150ra2.gifimg107/760/64868150ra2.gifimg107/760/64868150ra2.gifimg107/760/64868150ra2.gif                    

 img107/760/64868150ra2.gifimg107/760/64868150ra2.gifimg107/760/64868150ra2.gifimg107/760/64868150ra2.gif
 
 
                                           
 
 

ALLAH’IN(C.C.) 99 İSMiNDEN 99 DUA

 

YA RABBI!

Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler
Sen güzel isimlerini asikar etmezsen ruhum karanlikta kalir
Esmaül Hünsa’na sahit yaz beni

ALLAH(cc)!
Sensin Allah(cc) sanadir kullugum
Sendedir çarem seninledir varligim
Seni arar ruhum seni anar kalbim
Baskasina degil sana muhtacim
Baskasini degil seni çagiririm
Baskasi yaratilmistir sen yaradansin
Baskasi devamsizdir sen daimsin ve daim eyleyensin
Baskalari muhtaçtir sen ihtiyaçsizsin ihtiyaçlari görensin
Baska ilah yok sen Allah(cc)’sin
Sen ki esi benzeri olmayansin
Sen ki bütün eksiksiz sifatlarin sahibisin
Cemaline çevir yüzümü baskasina ragbet ettirme kalbimi

Ya Rahman!
Sen öyle rahmet edersin ki rahmetinin bir cilvesi cennetim olur
Rahmetinden bir parilti sonsuz mutlulugumdur
Rahmetinin bir damlasi herkesin rizkina kefil olur
Su çorak gönlüme merhametini indir
Su fani ömrümü sonsuzluga eristir

Ya Rahim!
Öylesine rahimsin ki kulagini sözüme muhatap eylersin
Aklima vahyinle tenezzül edersin
Öylesine Rahimsin ki istendiginde zaten verirsin
Istenmediginde de lütfedersin
Öylesine Rahimsin ki hak edene hepten verirsin
Hak etmeyene bile çok bahsedersin
Öyle Rahimsin ki dünyayi bu kadar güzel eylersin
Ahireti ondan daha güzel eylersin
Ya Rabbi! Korkudan emin eyle beni
Yüzünden azad eyle kalbimi
Atesten uzak eyle beni
Hicrana düsürme kalbimi
Rahmetinin rahmine al beni
Merhametinin kucagina al kalbimi

Ya Melik!
Kimsenin kimseye fayda vermedigi gün hüküm senin
Gökler yarilirken sahibim sensin
Yildizlar dagilirken sahibim sensin
Varligim bana ait degil varim yogum senin
Elimde olanlar benim degil sahiplendiklerim de senin
Yokluga düsürme beni an senin
Darlik verme kalbime mekan senin

Ya Kuddüs!
Sensin kuddüs kutsiyet sendendir bundan öte laf olmaz
Sen dilemezsen hiçbir sey pak sayilmaz
Gönlüm sana yönelmedikçe saf olmaz
Kanimi her nefeste temizledigin gibi nefsimi arindir pak eyle
Temizlenenlere muhabbet edersin gönlümü muhabbetinle temizle

Ya Selam!
Sensin selam sendendir selam
Emrini dinler ates ki Ibrahim(as) için serin ve selametli olur
Ibrahim(as) gibi dostluguna kabul eyle beni
Ibrahim(as) gibi atesi gül eyle tenime
Gül gibi atesten çiçekler açtir ruhumda
Selamini sebnem gibi dokundur kalbime

Ya Mümin!
Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasil mutmain olur
Sen kalplere itminan vermezsen kim inandigindan emin olur
Sen inandirmazsan kim mümin kalir
Revamin tuzagina düsürme beni nefsimin diline birakma beni
Öyle mümin eyle ki beni pismanliklarim beni sana döndürsün

Ya Müheymin!
Sensin gariplerin siginagi
Sensin kimsesizlerin dayanagi
Sensin hakki himaye eden
Sensin aklimi aldanislardan kollayan
Sensin ayagimi tuzaklardan kurtaran
Sen ki zayiflari kuvvetlilerin serrinden himaye edersin
Mazlumlarin hakkini zalimlerden almayi vaat edersin
Sen ki benim en küçük, en önemsiz,
En gizli arzularimi da bilir bana merhamet edersin
Nefsimin aldatmalarina kanmaktan koru beni
Asagilarin asagisina yuvarlanmaktan koru beni

Ya Aziz!
Izzet senindir sendendir izzet
Sen dilersen kimse zillete düsmez
Sen vermezsen kimsede izzet kalmaz
Kalbim yalniz sana kanar
Yakindiginla aziz eyle kalbimi
Ruhum yalniz seni arar
Huzurunla aziz eyle ruhumu
Halim yalniz sana asikar
Baskalarinin yaninda rezil etme beni

Ya Cebbar!
Sen ki magrurlari gururlarina esir eylersin
Sen ki kibirlenenlerin boynuna kibirlerini tasma eylersin
Sen ki zor kullanip zulmedenleri vicdanlarinin pençesine
hapsedersin
Bir sinegi vasita eyle de Nemrutlardan kurtar beni
Bir asayi vesile eyle de firavunlara galip getir beni
Ebabilleri gönderde Ebrehlerin fillerinden koru kalbimi
Nefsimin beni isyana zorlamasina izin verme
Aklimin beni saptirmasina geçit verme
Hep itaat üzre sabit kil beni

Ya Mütekebbir!
Ben acizim sen Kadir’sin
Ben fakirim sen Rahim’sin
Ben ölüyüm sen Hayy’sin
Ben çaresizim sen Ehad’sin
Ben muhtacim sen Samed’sin
Ben sagirim isiten sensin
Ben körüm gören sensin
Ben dilsizim konusan sensin
Ben yaratiliyorum yaradan sensin
Ben yokum var eden sensin
Ben hiçim ama emellerim büyüktür
Ben yoksulum ama isteklerim çoktur
Ben isterim çünkü sen büyüksün
Sahit yaz büyüklügüne bu küçük kalbimi

Ya Halik!
Sen ol deyince her sey oluverir
Ol de olayim yarattiklarinin arasinda kalayim
Halk ettigin gibi ahlaklanayim
Sen yarattin diye güzel olayim
Hep en güzel kivamda kalayim

Ya Bari!
Ruhum senin elinde bedenim sana emanettir
Yoklukta birakma beni karanlikta birakma beni
Çirkinlige daldirma beni güzel eyle her halimi

Ya Musavvir!
Yokluga varlik suretini giydiren sensin
Hiçlige varlik boyasini çalan sen
Güzeli güzel kilan ancak senin tasvirindir
Sen ki yüzümü benim için biricik sevdiklerim için tanidik
eylersin
Katinda makbul olan güzellikle tasvir eyle suretimi

Ya Gaffar!
Gizli düsmanliklarimi bilen sensin
Gözyaslarima deger veren sensin
Bilirim rahmet denizini bulandiramaz cümle günahlar
Rahmetinle arindir bagisla beni

Ya Kahhar!
Sen öyle Kahhar’sin ki kahrinda lütfun çok kahrinda acelen yok
Sen öyle Kahhar’sin ki kahrinda adalet var kahrina sinir yok
Düsmanimiz çok aczimiz nihayetsizdir
Kahrinla helak eyle zalimleri

Ya Vehhab!
Yokluga sirf yok oldugu için varlik bahsedersin
Nankörlerin bile rizkini kesmez inkar edenlere bile nefes verirsin
Varligin senin lütfundur senin ihsanindir
Aciz varligima lütfunu ihsanini daim eyle

Ya Rezzak!
Hazinende yok yoktur ol dersin her sey olur
Yarattigin her canlinin rizki senin katinda saklidir
Vahyin mümin kalplerin selin akillarin rizkidir
Ya Rabbi! Sana muhtaç olmak en büyük zenginligimdir
Senin fakirin eyle beni
Senin verdiginle doymak en büyük lezzetimdir
Sofranda agirla beni

Ya Fettah!
Damla kadar da olsa sevabim lütfeylede cennetini aç bana
Saskinda olsa aklim kerem eyle de sana gelen yollari aç bana

Ya Alim!
Senin için bilmenin basi yoktur
Ben ancak sonradan bilirim
Senin bilmedigin bir an yoktur
Ben ancak bazen bilirim
Sen açik edip söyledigimi de bilirsin
Sen susup kendime sakladigimi da bilirsin
Unutup kendimden sakladigimi da bilirsin
Kendi kuyularima aklimin iplerini salarim
Kendime aklim ermez sen beni benden çok bilensin
Kalbimin kuytularinda el yordamiyla dolasirim
Kendime kendim yetmez sen bana benden çok sirdassin
Bildigimi bilenlerden eyle beni bilmedigimi bilenlerden eyle beni
Sana malum olan ayip ve kusurlarimla utandirma beni

Ya Kabid! Ya Basit!
Dara düsürüsün genislik verdiginde sükretmeyeni
Genisletirsin dara düstügünde de sükredeni taktir senindir
Ya Rabbi! Sen ki imkansizi mümkün kilarsin
Darda koyma beni dara düstügümde de sükredenlerden eyle beni
Sen ki asillari yaninda tutarsin gölgede birakma beni
Ya Hafid!
Öyle Hafid’sin ki yokluga yuvarlarsin varligiyla gurura
düseni
Öyle Hafid’sin ki zillete düsürüsün kendisini yücelteni
Gururdan azad eyle nefsimi zillete düsürme kalbimi

Ya Rafi!
Secdelerimle sultan eyle beni
Kullugumla sereflendir beni
Katinda rütbelendir beni
Iyiler arasinda an beni
Yükseklere al beni

Ya Muizz!
Izzetim varsa ancak senin verdigin kadardir
Yalniz sana itaat etmenin izzetini ver bana
Izzetine ayine et fakiri

Ya Müzill!
Sana boyun egisim en tatli sevincimdir
Senin kapina gelmeyen sonsuz çaresizlikler içindedir
Sana muhtaç olusum en büyük serefimdir
Cevapsiz birakma beni

Ya Semi!
Yare açik yare yare açmaya yare ne hacet
Feryadim duyulur asikare dile dökmeye ne hacet
Güllerim döndü hare hare küsmeye ne hacet
Dil avare dudak bi çare parelenmeye ne hacet

Ya Basir!
Körüm körlügüme bile
Körüm gördügüme bile
Körüm gösterdiklerine bile
Vaat ettigin cennetine bile körüm
Senin görmenle görür cümle gözler
Aç gözlerimi

Ya Hakem!
Sen ki varlik agacini yoklugun karanlik köklerinden çikarip
vücuda getirensin
Sen ki kalbimi bir lütfe gibi rahmetini rahminde besleyip büyütensin
Kalbime degen sizilari ince ince söz eyle
Yüzüme degen gözyasimi damla damla rahmet eyle
Dudagima degen heceleri deste deste dua eyle

Ya Adl!
Sensin zulme ugrayanlarin dayanagi
Sensin mahzun kalplerin siginagi
Senin adaletindir sigindigim senin nizamindir güvendigim
Nefsime zulmetmekten koru beni
Adaletine razi eyle nefsimi
Egrilmekten koru kalbimi
Rizana göre ölçülendir beni
Mizaninda güzel eyle akibetimi
Kolay eyle sorgu sualimi
Hesap verme inceligiyle yasat beni
Zulmetmekten uzak eyle beni
Zulme ugramaktan koru beni

Ya Latif!
Senin hükümlerin her seyin her haline inceden inceye nüfuz eder
Hükmüne razi olmayi lütfet bana
Lütfunu hakkimda hükmün eyle
Hükmünü hakkimda latif eyle

Ya Habir!
Gizlim saklim yok senden gayrisi halden anlar degil
Sakladiklarimdan sen haberdarsin baskalari sirdasim degil
Senin söyledigindir haber baskalari derdim degil
Gaybin haberleri sana aittir hiçbir sey göründügü gibi degil
Incecik sizilarimdan ilk göz agrilarimdan sen haberdarsin
Baskalari kalbimin sirlarina cahil
Dertlerim sana ayandir baskalari dertlerime gafil

Ya Halim!
Sen ki cezalandirmakta acele etmez af yolunu tutarsin
Sen ki karsima gazabindan çok rahmetini çikarirsin pisman
olayim diye firsat tanirsin
Sen ki nefsimdeki zillet karanliklarini incitmeden temizlersin
Mahcup olmayayim diye eksikliklerimi örtersin
Sen ki her nefesi tatli bir dokunus eyleyip beni nezaketle
yasatirsin
Gaflet ve unutkanligima rahmetinin tebessümüyle bakarsin
Sonsuz hilmine siginirim

Ya Azim!
Gökler ve yer azametine sahittir senin
En sert tas azametin karsisinda yumusar
En yakici ates azametin karsisinda serin olur
Azametinle azmettir hak yolunda bu fakiri

Ya Gafur!
Senin kapin hiç kapanir mi günahkarlara
Pismanliklarimi kime arz ederim yoksa
Ancak senin bagislamanla aklanir yüzüm
Ancak senin affinla temizlenir kalbim
Ancak senin affinla biter utancim
Ya Rabbi! Hesap gününde yüzümü kara çikarma
Gafur olan ancak sensin bagisla beni akma

Ya Sükür!
Sen ki bana iman verdin dalalette birakmadin
Bense sana sükrümde hep eksik yetersiz kaldim
Sükrünün lezzetini her dem tattir kalbime dilime
Sükredebilmek bile senden gelen bir nimettir
Bu nimetin suuruna erdir fakiri

Ya Aliyy!
En güzel sifatlar bile seni nitelemeye yetmez
Senin lütfunun sulesidir bütün güzel sifatlar
En mükemmel vasiflar bile seni vasfetmeye yetmez
Senin cemalinin gölgesidir bütün mükemmel vasiflar
Sen her türlü tasavvurun ötesindesin
Sen her türlü hayalin üzerindesin
Sifatlarina hayaller erisemez yüceligine akil sir ermez
Senin lütfunla ulviyet kazanir alemler
Senin tenezzülünle mertebeler kazanir insan, cin ve melekler
Aczime yüce kudretinle medet eyle
Fakrima ulvi yakinliginla imdat eyle
Sen ki içimin içinde olup bitenleri bilirsin yakindigina al beni
Sen ki yüceler yücesisin senden baskasina boyun egdirme beni

Ya Kebir!
Cümle efkar dar kalir senin kibriyani anlamaya
Cümle sözler sig kalir senin büyüklügünü anlatmaya
Bir seni büyük bilenlerden eyle beni
Büyüklügünü bilmekle genislet fikrimi
Kibriyani anlayacak akilla donat beni
Celalini görmekle genislet kalbimi

Ya Hafiz!
Hifzinin hazinesinde alem bir noktadan ibarettir
Hifzinin ayinesinde ay ve günes sönük bir pariltidan ibarettir
Bahar kisa döner birgün gün aksama çikar
Sabahlar sendendir koru beni sabaha eristir
Yildizlar söner birgün daglar yerinden oynar
Gökler senindir koru beni kapina yetistir
Göklerde ölür birgün yer yerinden oynar
Her yer senindir koru beni menzile eristir
Kuslar dagilir birgün denizler kaynar ufuklar senindir
Koru beni ötelere eristir
Ismim unutulur birgün sesim boslukta çinlar
Yakinliklar sendendir
Koru beni yakinligina eristir
Defterim açilir birgün günahlarim çok tutar
Taktir senindir koru beni affini yetistir
Sözüm biter birgün sessizlik uzar kelam senindir
Koru beni müjdeni yetistir

Ya Mukit!
Sen ki herkesin her ihtiyacini her an görüp gözetirsin
Sana ayandir her türlü niyet ve hareketim
Sen ki sonsuzluk istedigini kalbime ilham edersin
Sana malumdur bütün dualarim ve isteklerim
Sen ki zayif ve acizleri yetim ve yoksullari kollayip gözetirsin
Senin asinadir acizligim ve yetimligim
Sen ki öncelikle yoksullara keremde bulunmayi seversin
Sana asikardir sevapça yoksullugum ve eksikligim
Niyetlerimi güzellestir ihlasa eristir beni
Ömrümü ebede bitistir cennetine yerlestir beni
Yoksullugumu rahmetine ayine eyle baskasina el açtirma
Günahlarimi gufranina bahane eyle yüzümü kara çikarma

Ya Hasib!
Emellerim hesaba gelmez arzularim sayiya dökülmez
Defterimden yanlislarimi çikar ki hesabim kolay olsun
Ihtiyaçlarimin en küçügüne hayallerimin hiçbirine elim
yetismez
Kalbimin sizilarini topla ki hesaba gelir bir duam olsun

Ya Celil!
Senin celalin zatindandir baskasina muhtaç degil
Senin yüceligin kemalindendir sebebe muhtaç degil
Senin kemalin yine sendendir görünmeye muhtaç degil

Ya Kerim!
Ya Rabbi! Kereminle güzel eyle her halimi
Kereminle sevindir kalbimi
Sen ki en çok acizlere zayiflara ikram eylersin
Sen ki hiç sebepsiz hiç hesapsiz kerem eylersin
Sen ki bir avuç tohumda bir bahçenin agacini saklarsin
Cennetine al hiç bitmeyen ikramina eristir beni
Kerem et bu acize az sevabini çok eyle

Ya Rakib!
Ömrümün her aninda seni anmak dilerim
Lakin halim el vermez unuturum
Kalbime zikrini yerlestir uyandir beni
Ölüm animi sen anarak yasamak isterim
Lakin mecalim yetmez susarim
Dualarimi katina eristir yandir beni
Hesap günü seni razi etmeyi arzu ederim
Lakin sevabim yetmez korkarim
Yaptiklarimi hayra eristir iyilerle andir beni

Ya Mücib!
Arza hacet yok halim sana ayandir
Söze gerek yok sessizligim sana beyandir

Ya Vasi!
Varlik sensiz darlanir

Ya Hakim!
Sen ki her yarattigina mana ve deger katansin
Manaya özünü verensin
Sonsuz hikmetine asina eyle kalbimi

Ya Vedud!
Sen sevdigin ve sevdirdigin için bakar yüzler yüzlere
Sen sevdigin ve sevdirdigin için günes dogar günlere
Sen sevdigin ve sevdirdigin için baharin gelir her yere
Sen sevdigin ve sevdirdigin için kelamin deger dillere

Ya Mecid!
Yakinligin ulviyetine engel degil ki
Bana akla hayale gelmez güzellikler bahsedersin
Ulviyetin yakinligina engel degil ki
Bana benden de yakin oldugunu her daim söylersin

Ya Bais!
Zerrelerimi topla bir bir dagildiklarinda
Hayat ver yeniden onlara ulastir en sevdiklerimin yanina

Ya Sehid!
Seni görür gibi yasamak en güzel haldir
Senin gören oldugunu görmek en güzel tecellidir

Ya Hakk!
Ancak sana yönelmek kuluna haktir
Kiblenden saptirma beni
Ancak sana edilen dualar kuluna haktir
Mahrum birakma beni
Ancak senden dilemek kuluna haktir
Sahipsiz birakma beni
Ancak sana dayanmak kuluna haktir
Çaresiz birakma beni
Ancak sana varan yollar kuluna haktir
Yoldan çikartma beni
Her seyden çok seni sevmek kuluna haktir
Yetim birakma beni
Bela hakkindaki hükmüne haktir
Ya Rabbi hak ettigimle degil lütfunla agirla beni

Ya Vekil!
Aczimi sana sefaatçi ederim
Kudretini dayanagim eylerim
Fakrimi sana elçi ederim
Rahmetini siginagim eylerim

Ya Kaviyy!
Aczimi bilip dergahina geldim
Iyyakanagbudü ve iyyakenestain
Fakrimi bilip senden istedim
Iyyakanagbudü ve iyyakenestain
Havl senindir kuvvet senin
Kavi olan ancak sensin

Ya Metin!
Demir emrinle parçalanirken nefsimin elinde birakma beni
Daglar sana boyun egmisken seytanin aldatmacalarina kandirma
beni
Denizler izninle yarilirken sebeplerin arasinda oyalama beni
Dilim sana içtenlikle yakarirken sözlerimden fazlasiyla anla beni

Ya Veliyy!
Sana tevekkül ettim vekilim sensin
Sana iman ettim sahibim sensin
Sana sigindim sirdasim sensin
Sana güvendim veliyyim sensin
Sana baglandim dostum sensin
Sana tutunuyorum bütün varligimla
Kimsenin yere yikmasina izin verme beni

Ya Hamid!
Hamid sensin hamd sanadir
Diller senin hamdinle tatlanir
Her nefes sana minnetle verilir ve alinir
Sana sonsuz övgümü biricik övüncüm eyle
Minnet altinda ezdirme kalbimi

Ya Muhsi!
Hadsiz acz ve zaaf içindeyim
Düsmanlarim pek yaman incitenim sayisizdir
Sana sükrüm yetersiz arzularim hesapsizdir
Fitratimin diliyle yalvariyorum dualar ediyorum
Isteyenlerin ve istenenlerin sayisini bilen ancak sensin
Kalbime yoldas eyle merhametini

Ya Mübdi!
Sen ki her seyi misilsiz ilkin yaratansin
Yaradisini her an yenileyen ve yeniden yaratacak olansin
Sevabimin yoklugunu rahmetine vesile kil
Elemimin çoklugunu lütfuna sebep kil
Günahimin bollugunu affina bahane kil

Ya Muid!
Ten kafesinden çikinca sana varir ruhlar
Sende son bulur sonlar

Ya Muhyi!
Çürüyüp toz olmus kemiklerin hatirini yalniz sen sorarsin
Ölmüslere ve unutulmuslara yalniz sen hayat bagislarsin
Ölümümü ebedi dirilisime baslangiç eyle

Ya Mumit!
Ölüm uzak degil bedenden bilirim ki ölümde senden
Faniyim fani olani istemem
Acizim aciz olani istemem
Ruhumu rahmana teslim eyledim ben
Ölümüm son degil baslangiçtir bilirim
Sonsuzluga baslangicimi iman üzre eyle Ya Rabbi

Ya Hayy!
Her diri senden alir dirligini
Diriligimi diriligine ayine eyle
Ölüm bile senin ihya etmenle diridir
Ölümümü ebedi hayata bahane eyle

Ya Kayyum!
Yokluga düsürme kalbimi yaninda tut sevdiklerimi
Unutuslara gömme yüzümü nazarinda tut güzelligimi

Ya Vacid!
Varligini anlatmaya var sözü yetmez
Varlar seninle vardir
Varligini anlamaya varligim yetmez
Varlik sana sükrandir
Varliginin öncesi yok senin önceler seninle vardir
Varligina son yok senin sonralar seninle vardir
Varligina bahane yok senin an seninle vardir
Beni bensiz birak beni sensiz birakma

Ya Macid!
Izzet sahiplerinin olanca izzeti sana aittir
Övülenlerin bütün güzellikleri sana aittir
Iyilerin bütün iyilikleri sana aittir
Sevap sahiplerinin bütün sevaplari sana aittir
Vereceklerine karsilik degildir olamaz ibadetim
Ancak verdiklerin içindir cennetine al beni

Ya Vahid!
Kalbim her seye baglanir ayriligin ardindan aglamaklidir
Sen ki birsin baskalarina kosturup yorma beni
Ruhum her gelene sevdalidir
Gidenlerin gidisiyle yaralanir
Sen ki birsin çoklukta birakip aglatma beni
Kaygilarim bin türlü korkularim daglar kadar
Sen ki birsin yokluga düsürüp unutma beni
Sözüm kimseye geçmez kuvvetim kil kadar
Sen ki birsin boynu bükük çaresiz birakma beni
Bir seni bir bilirim iste kapina geldim baskalarina birakma beni

Ya Ehad!
Varligimin alinesidir yüzüm ondan okunur ehadiyetin
Yüzümün biricikligi senin eserin

Ya Samed!
Dogurmadin dogrulmadin dengin yok benzerin de hasa
Herkes sana muhtaç her sey sana muhtaç
Sen muhtaç degilsin hiç kimseye ve hiçbir seye asla
Ben sahip olduguma da muhtacim sahip olmaya da
Sen her seyin sahibisin ama sahip olmaya bile muhtaç degilsin
Sana muhtaçligim en büyük zenginligimdir
Senden baskasina muhtaç eyleme beni
Senin dergahinda fakrim en güzel vesilemdir
Senden baskasina el açtirma beni

Ya Kadir!
Öyle kadirsin ki kudretin olmasa
Var diye bir sey olmaz yok zaten anilmaz
Sen ki varsin yokluktan korkmam
Sen ki kadirsin aczimden utanmam
Sen ki rahimsin fakrimdan sikilmam
Aczime kudretinle medet eyle
Fakrima rahmetinle imdat eyle

Ya Muktedir!
Senin kudretine sinir çizilmez
Çünkü kudretine aczin zerresi deymez
Senin kudretine göre zor yada kolay olmaz
Senin kudretine göre her seyde bir seyde fark etmez
Sen ki her seyi bir sey gibi kolayca yaratirsin
Toprakta birakma beni
Sen ki bir seyi her sey gibi özenle yaratirsin
Unutusta birakma beni

Ya Mukaddim!
Sen her seyi varligindan önce taktir edersin
Sen her isin basini ortasini ve sonunu bilirsin
Ben sevdiklerimi sen var ettikten sonra sevdim
Sen ise sevdiklerini benden önce sevdin ve sevdigin için var ettin
Ben kendimi sen var ettikten sonra bildim
Sen ise beni var olmamdan önce bilirdin
Ugradigim her yerde zaten sen vardin
Tanidigim her yeni alemi basindan beri tanirdin
Kalbimin ilk atisindan önce bana yar idin
Ben kendimi sevmeye geç kaldim
Mukaddim sensin diledigini diledigine üstün kilarsin
Sensin mukaddim diledigini öne alir diledigini sona birakirsin
Önce yaptiklarimi sonra yapacaklarimi bagisla
Baska ilah yok ancak sensin Allah(cc)

Ya Muahhir!
Zaman senindir
Diledigin isi öncelersin diledigini ertelersin
Izzet senindir
Diledigini yanina alir diledigini uzak eylersin
Irade senindir
Istediklerimi simdide verir sonraya da birakirsin
Hüküm senindir
Dilersen baskalarini bana tercih eder
Dilersen beni baskalarina tercih edersin
Hayat senindir
Dilersen ecelimi acilen verirsin dilersen tehir edersin
Takdir senindir
Dilersen cezami hemen verir
Dilersen tövbe edeyim diye geciktirirsin
Beni baskasina tercih et baskasini bana tercih etme
Beni benden al beni senden uzak etme
Rahmetini öncele gazabini ertele
Pisman olmama izin ver ecelimi tehir eyle

Ya Evvel!
Senin varligin evvelden evvel
Senindir sirrini kavrayamadigim ezel
Sen öncelerden de öncesin
Senindir zaman sen öncesizsin
Her seyin asli senin katindadir
Her isin basi senin yanindadir
Yokken bana sahip çikan sensin
Benden önce beni anan sensin
Önceleri yoktum sen var eyledin
Sonralari unutulucam sen an beni

Ya Ahir!
Sensin sonralarin sonrasi nihayetin yok senin
Her seyin sonu senin yaninda
Her isin sonucu senin lütfunla
Seninle sona erer hasretlerim
Sende son bulur beklemelerim
Seninle güzellesir sonum sende gerçek olur umutlarim
Seninle sonsuzlasir an senin müjdenle genisler zaman
Seninle gelir yarinlar seninle var olur sonralar
Senin lütfunla varlik evine konuk oldum
Bugün var yarin yokum
Sonumu sonsuzluk eyle akibetimi hayr eyle kabrimi gülizar eyle
Ecel geldiginde müjdeni söyle

Ya Zahir!
Her seyin yüzünde kudret ve rahmetiyle görünen sensin
Her sey kendini gösterdiginden çok seni gösterir
Sen zahir olmasan isik kör kalir
Seni görür gibi yasamakla güzellestir halimi
Senden baskasi sahit olmaya deymiyor
Zuhuruna sahit olanlardan eyle beni
Seni anlatan kelimeler hiç bitmiyor
Ayetlerine sahit yaz beni
Gözlerim seni görmeye yetmiyor
Kalbimde görünür eyle kendini

Ya Batin!
Sen herkese gizli kalirsin
Hiçbir sey sana gizli kalamaz
Dipsiz kuyular derin kurutulmusluklar
Uçsuz bucaksiz ufuklar
Isigin erisemedigi derinlikler sana ayandir
Kalbimin sizilari ruhumun arzulari aklimin sirlari sana
asikardir
Sen ki hiçbir tasavvurun erisemeyecegi gizliliktesin
Aklimi hikmetinin inceliklerine asina eyle
Sirlarini arayisimi en tatli heyecanim eyle
Sen ki irade ve hikmetinle her seyin iç yüzünde saklisin
Nefsimi iradene ram eyle
Sen ki her seyin içine ve aslina hükmedersin
Kalbimi en güzel hallerle hallendir
Varlik senin izzet ve azametine perdedir
Sirlarini aç perdeleri indir

Ya Vali!
Nefsimle beni sinayan sensin
Ömrümü eksiltende artiranda sensin
Ömür senin diledigindir
Malimi azaltanda çogaltanda sensin
Elimdekiler senin verdigindir
Sen dilemedikçe ben dileyemem
Diledigim sensin diledigim senin diledigindir
Sen ki kainata zerre zerre hükmedersin
Kalbimi kalp eyle dininde sabit kil
Sen ki her an her ihtiyaca kafi gelirsin
Fakrima medet eyle katinda sefaatçi kil

Ya Müteali!
Sen bütün yüceliklerden yücesin
Yüceler yücesi sensin
Sensin ulviler ulvisi sensin perdelerin gizledigi
Sensin görünenlerin gösterdigi
Sensin kainat kitabinin heceledigi
Iyiliklerin sahibi sensin her dilin yücelttigi sensin
Ufuklarin sahibi sensin
Sen Mütealsin
Her seyden ala, her kusurdan müberra, her noktadan paksin
Sonsuz kusurlu bu fakir
Her kusurum senin kemalini anlamam içindir
Kusurumu kemaline erisme vesilesi kil
Sen Mütealsin
Her seyin üzerinde her yüceligin ötesinde
Her eksiklikten münezzehsin
Sonsuz fakr içinde bu fakir
Fakrim senin rahmetini tatmam içindir
Fakrimi rahmetine yetisme vesilesi kil
Müteal sensin sonsuz acz içinde bu fakir
Aczim senin kudretine dayanmam içindir
Aczimi kudretine siginma vesilesi eyle
Müteal sensin, Ilah sensin, Rab sensin
Kullugumu rizani kazanma vesilesi eyle

Ya Berr!
Yoktum yoklugumun farkinda degildim
Iyilik ettin var eyledin beni
Anilmiyordum anilmaya deger degildim
Iyilik ettin insan eyledin beni
Bilmiyordum bilmedigimi bilmiyordum
Iyilik ettin kendini bilir eyledin beni
Inanmiyordum senin farkinda degildim
Iyilik ettin inanlardan eyledin beni
Kimsesizdim kendime dost ariyordum
Iyilik ettin dostun eyledin beni
Yetimdim sahibimi ariyordum
Iyilik ettin rahmetine çagirdin beni
Hataliyim pismanlik duyuyorum
Iyilik ettin kapina çagirdin beni
Yüzüm yok kimseye yaranamiyorum
Iyilik ettin dergahina aldin beni
Günahim çok senden utaniyorum
Iyilik ettin gufranina bogdun beni
Senden iyilik istemeye ne hacet
Istememi isteyisin zaten iyiligin degil mi
Senden istemeye ne hacet
Vermek istemeseydin istemeyi vermezdin ki
Ben sustum Ya Rab sen söyle iyiligimi

Ya Tevvab!
Iste kapina geldim
Edemedigim bütün tövbeler için sana tövbe ediyorum
Iste dergahina vardim
Dileyemedigim bütün özürler için senden özür diliyorum
Sana dönüyorum çünkü gidecek baska kapi bilmiyorum
Beni nasil kabul etmezsin ki kapina
Çünkü söyle dedigini biliyorum
“Allah(cc)’in kabulünü vaat ettigi tövbe
O kimselerin tövbesidir ki cahillikle bir suç islerler
ve çabuk tövbe ederler”
Bunlari söylemekle cahillik ettimse tövbe Ya Rab
Iste çarçabuk tövbe ettim
Sen tövbe edenleri seversin bilirim

Ya Müntekim!
Sen ki isyana ve inkara pek siddetli karsilik verirsin
Intikamin haktir senin
Sen ki mazlumlarin ahini isitir ezilenlerin halini görürsün
Cehennemin haktir senin
Sen ki diledigine rahmet eyler diledigine azab edersin
Adaletin haktir senin
Nefsimi isyandan uzak tut
Nefsimin eline birakma beni
Kalbimi nisyandan uzak tut
En güzel hale kalp eyle kalbimi
Zalimden ve zulümden uzak tut
Adaletine razi eyle beni
Rahmetini ver gazabindan uzak tut
Lütfuna muhatap eyle beni


Ya Afüvv!
Sen affedicisin sen affetmeyi seversin
Sen severek affedersin
Senin merhametli nazarin nice günahlari silip süpürür
Senin affinin gölgesinde bütün günah defterleri yanip kül olur
Sen affetmeyi öyle çok seversin ki
Günahimi dilersen affedecegini biliyorum diye de affedersin beni
Sen öyle nezaketle affedersin ki
Kendi hafizamdan da silersin günahlarimi mahcup etmezsin beni
Hataliyim itiraf ediyorum kusurluyum kabul ediyorum
Isyanim çoktur biliyorum çok unuttum utaniyorum
Unuttugumu da unuttum simdi hatirliyorum
Aldandim affini umuyorum

Ya Rauf!
Yoklugumda bile hatirimi sorup var eyleyensin
Sen ki bütün sefkatlilerden sefkatlisin
Cemalinle iltifat et bana refetinle muamele et bana

Ya Malikü’lmülk!
Mülk senindir mülkünde diledigini eylersin
Senindir mülk diledigini mülküne dahil edersin
Bedeni senin mülkündendir
Hücre hücre tek sahibim sensin
Kalbim senin elindedir
Isyanda da itaatte de tek sahibim sensin
Sözüm senin verdiklerindendir
Sustugumda da konustugumda da tek sahibim sensin
Ruhum senin emrindir
Hayatimda a ölümünde de tek sahibim sensin
Yoklugumda da varligimda tek sahibim sensin
Mülkünün haricinde bir yer yok ki çikayim
Baska kapi yok ki çalayim yanina al beni
Ya Zü’l-celal Ve’l-ikram!
Keremin öyle bol ki senin
Bir çiçegin güzelliginde baharin ihtisamini gizlersin
Keremini celalinle gösterirsin
Lütfun öyle çok ki senin
Bir damla suya bin hayat bahsedersin
Lütfunu ihtisamla açik edersin
Görünmen öyle açik ki senin
Zuhurunun siddetinden gözlerden gizlenirsin
Cemalini kereminle gösterirsin
Sen ki en sevgilini(asv) bana elçi eylersin
En sevgilini(asv) en sevgili eyle bana
Karanliklarimi dagit nur eyle beni

Ya Muksit!
Hak senin yanindadir
Haklilarin hakki senin katindadir
Her muhtaca payini veren senin adaletindir
Payima düsene razi eyle beni
Fazlindan fazla fazla ver bana

Ya Cami!
Sen ki Ibrahim’in(as) kuslarini dag baslarindan geri
toplayansin
Az olan sevaplarimi da topla hesap günü geldiginde
Iyilikten yana ne varsa senin katindadir
Yetersiz olan iyiliklerimi topla hesap günü geldiginde
Yoklugu varligin alnina sebnem eyleyen sensin
Kerem et beni ve kardeslerimi de cem eyle iyiler meclisinde

Ya Ganiyy!
Öyle Ganiyysin ki lütfunu hak etmek gerekmez
Ihsanina layik olmak gerekmez
Elim istediklerime yetismiyor kalbimin emelleri hiç bitmiyor
Hayallerime kainat dar geliyor dilime sadece dua degiyor
Istesem ancak senden isterim
Iyyakenestain iyyakenastain

Ya Mugni!
Bütün zenginlikler senin ikramindir
Elimizde olanlar degil sadece elimizde senin ihsanindir
Sahip olduklarimiz degil sadece varligimiz da senin ikramindir
Her zenginin zenginligi senden baskalarina el açtirma beni
Yalniz sana karsi fakir olanlardan eyle beni
Fakirlik korkusundan azad eyle nefsimi
Neyim varsa senin verdigini bilenlerden eyle beni
Kainata dilenci eyleme kalbimi
Senin nazli bir misafirin olarak agirla iki dünyada beni

Ya Mani!
Sen mani olursan kimse manileri kaldirasi degil
Sen engelleri kaldirirsan hiçbir sey engel olasi degil
Ben bana gerekeni bilmem Hakim sensin
Men eyle bana verme neler engelse sana gelmeme

Ya Darr!
Zarar da fayda da senin iznindedir
Zarara izin vermende bir hikmetledir
Sen hakkimda zarar murad etmezsin
Iyilik senden kötülük nefsimdendir
Iyilige mecalim yok sen iyilestir beni
Zarar da görünse faydadir taktir ettigin
Kendime faydam yok zarardan kurtar beni

Ya Nafi!
Yokken var edisin bana öyle bir fayda ki
Kömürü elmasa çeviren simya gibi
Vicdanima sakladigin sir öyle bir cevher ki
Adem’in(as) pismanligini açik eden dua gibi
Kalbime koydugun muhabbet öyle degerli ki
Ibrahim’e(as) atesi serin eyleyen sir gibi
Bana bahsettigin hayat öyle bir Kevser ki
Isa’nin(as) ölüleri dirilten dokunusu gibi
Tenime verdigin afiyet öyle bir merhem ki
Eyyub’un(as) yaralarini iyilestiren deva gibi
Gözlerime degen nazarin öyle bir isik ki
Yunus’u(as) üç karanliktan çikaran nur gibi
Yüzüme tebessümü koyan yaradisin öyle güzel ki
Yusuf’u(as) yüzüne tutulan ahime gibi
Bana vaat ettigin cennet öyle bir müjde ki
Muhammed’in(asv) canlar oksayan tebessümü gibi
Her hayr senin elindendir katinda hayra eristir beni
Her menfaat senin taktirindedir rahmetinden menfaatlendir beni
Her fayda senin izninle gelir lütfundan faydalandir beni
Sensiz benden bana çare yok bana iyiligin gerek
Sensiz kimseden kimseye fayda yok bana kalbi selim gerek

Ya Nur!
Sen ki varlik aleminin nurusun
Sendendir çehrelerden parlayan nur
Sendendir göze bakis veren sir
Sendendir gönle nese veren sürur
Seninle nurlanir kalbim seninle aydinlanir aklim
Nurunu yagdir bana

Ya Hadi!
Sensin kalplerimize Hak yolunu gösteren
Sensin vicdanimiza Hakki asina eyleyen
Inayetini kar eyle bana hidayetini yar eyle bana
Yolunu yol eyle bana lütfunu bol eyle bana

Ya Bedi!
Hiçligi varlikla taçlandiran sensin
Varligi yokluktan çikarip süsleyensin
Sen ki her seyi essiz bir güzellikte yaratirsin
Essiz yakinligina al beni
Sen ki her isi özenle ve incelikle tamamlarsin
Inceden inceye sev beni

Ya Baki!
Ne zaman lezzet alsam tükenince elem çekerim
Lezzetleri daim eyleyen sensin
Ne zaman kavussam ardindan ayriligi beklerim
Kavusmalari sahici eyleyen sensin
Ne kadar çok sevdam varsa o kadar çok veda beslerim
Kalbime ebedi sevdalar düsüren sensin
Ömrüm kisa elim yetismiyor kalbim kandir
Baki olan ancak sensin Beka bahset imanima

Ya Varis!
Yok bildiklerim senin nazarindadir
Yitirdiklerim senin katindadir
Bitirdiklerim senin yanindadir
Unuttuklarim senin hatirindadir
Unutulmuslari sonunda sen anarsin
Gidene de kalana da Varis sensin
Ebedi kavusmaklar ver bana

Ya Resid!
Ya Rab sensin hakiki biricik mürsit
Yönümü sana çevir yolumu sana getir

Ya Sabur!
Eyyub’a(as) sabri sen ögrettin
Eyyub’a(as) sabri sen verdin
Sen ki sabri için Eyyub’a(as) översin
Sensin Sabur asil sabreden sensin
Sabur sensin sabredenleri seversin
Sabrin öyle ki ben kuluna hilmin çok
Sabredersin ki cezalandirmak ta acelen yok
Sabrin var ki pisman olacaklara mühletin çok
Sabrin öyle ki sabretmeyenlere bile sabirsizligin yok
Sen ki bütün sabredenlerin sabir sebebisin
Muhabbetine mahzar olan sabilinden eyle beni

amin..amin..amin..

 
 
 
 
 
                                                   
14:00 | İzleme notlarını görüntüle (2)

..

Posted in Uncategorized on March 30, 2011 by Hüsna Ay
                                                                 VEDA  HUTBESİ                                                                                                          Uçan Kuşlar

 

 

 

     

          Veda Hutbesi
 
  
 
Veda Hutbesi

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz. İNSANLAR! 

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur. 

ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah’ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. 

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib’in torunu (amcazadem) Rebia’nın kan davasıdır.

İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.

MÜ’MİNLER!

Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur’andır. MÜ’MİNLER! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun…

ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur’an’da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah’ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O’na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur. İNSANLAR! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

“-Allah’ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz.” (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.) Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab!

 

 
         

                                                                                                                                                                                                       

 

        HÜSNA           

0
Uçan Kuşlar

Posted in Uncategorized on March 30, 2011 by Hüsna Ay

   

    minare.gif (16751 Byte)      BUGÜN ALLAH İÇİN NE YAPTIN..   minare.gif (16751 Byte)

 

   

 

  
  
       

 

    Aklından Çıkarma     

  

 

Hareketli Dini Gifler

Bes seyi aklindan çikarma :
1- Basina gelen musibetin Allah’dan oldugunu,
2- Dilini tutmayi,
3- Allah’in va’dine inanmayi,
4- Ölüme hazirlikli olmayi,
5- Her yerde çokça Allah’i zikretmek.
 

Hareketli Dini Gifler

Zikrin faydasi bes’tir :
1- Allah’in rizasini kazandirir,
2- insandaki ibadet arzusunu artirir,
3- insani $eytandan korur,
4- Kalbi yumusatir,
5- Günah islemeyi önler.

Hareketli Dini Gifler

$u bes sey kalbin ilacidir :
1- Salihlerle düsüp-kalkmak,
2- Kur’an okumak,
3- Mideye haram lokma sokmamak,
4- Geceleri nafile ibadet eylemek,
5- Seher vakti Allah’a yalvarmak.

Hareketli Dini Gifler

 

“Subhanallahi velhamdülillahi velâ ilâhe
illallahü vallâhu ekber” in bes özelligi :
1- Bunu okuyan,çok zikredenlerden olur,
2- Bu cümleler çok faziletli’dirler,
3- Bu cümleler onun,Cennette dikili agaci olur,
4- Bunun sebebiyle günahlar dökülür,
5- Bunu okuyana Allah azab etmez.

Hareketli Dini Gifler

Herkes su bes seyle mesgul olurken,
Sizde diger $u Be$ seyle mesgul olun :
1- Herkes çok amellerle mesgul olurken,
siz de en güzel amelle mesgul olun.
2- Herkes nafilelerle mesgul olurken,
siz de Farzlarla mesgul olun.
3- Herkes baskalarinda kusur ararken,
siz de kendi kusurlarinizla ugrasin.
4- Herkes dünyayi imar etmeye çalisirken,
siz de ahiretinizi imara çalisin.
5- Herkes yaratilmislarin takdirini ararken,
siz de Yaratanin rizasini aramaya çalisin.


 
Hareketli Dini Gifler

Kalbi karartan sey bestir :
1- Günah üzerine günah islemek,
2- Karni tok iken yemek yemek,

3- Haksiz yere mal yigmak,
4- Namazi zamaninda kilmamak,

5- Sol el ile yemek yemek.


Menakib

Hareketli Dini Gifler

Kalbi parlatan bes sey :
1- ihlas suresini çok okumak,
2- Az yemek,az içmek,

3- Helâl $eylerden yemek,
4- ilim sohbetlerinde bulunmak,

5- Gece fazlaca Namaz kilmak.

 
Menakib

Hareketli Dini Gifler

 

  

Bes sey gözün nurunu artirir :
1- Kâbeye fazlaca bakmak,
2- Kur’an-i Kerime bakmak,
3- Anne-Babanin yüzüne bakmak,
4- Alimlerin yüzüne bakmak,
5- Akar suya bakmak.


Menakib

Hareketli Dini Gifler
 

Bes sey oruc’un sevabini yok eder :
1- YALAN söylemek,
2- NEMiME yapmak,
3- GIYBET yapmak,
4- Yalan yere yemin etmek
5- $ehvetle harama bakmak.
 

  

 

 

  

 

CENNETE KOYACAK GÜZEL AMELLER İŞLEYİN

Muaz b.Cebel (r.a.) şöyle rivayet ediyor.
Peygamber aleyhisselam ile bir seferde beraber bulunuyordum. Bir gün sabahleyin onun yanında
ve beraber yürüyorduk. Kendisine dedim ki:
Ey Allah’ın Resülü, bana cehennemden uzaklaştıran ve cennete koyan bir iş haber ver.
Allah’ın Peygamberi buyurdular ki:
– Bana büyük bir şeyden sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimseye o, kolaydır. Şöyle ki:
Allah’a ibadette bulunur, ona hiç bir şeyi ortak koşmazsınız, namazı devamlı olarak kılar, haccını
da eda edersin. Ve ilave ederek:

 Sana hayır kapılarını göstereyim mi?

Oruç, günahlardan koruyucu bir ibadettir.

Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahların ateş azabını söndürür.

Kişinin, gecenin tenha vaktinde kıldığı namaz, salih kulların alâmetidir.

Sonra Resülullah aleyhisselam:

-“Çok ibadet etmekten, (o kimselerin) vücudları yataklardan uzak kalır: korkarak ve ümid ederek
Rablerine yalvarırlar, verdiğimiz rızıklardan başkalarına verirler, yaptıklarına karşılık olarak, onlar
için gizlenen müjdeyi bilen olmaz.” mealindeki (secde Suresi) Ayet-i Kerimeyi okudu.

 Bundan sonra buyurdular:

-” Sana işin başını, temel direğini ve zirvesini söyleyeyim mi?

Söyle ey Allah’ın Resulü, dedim. Buyurdular ki:  


– İşin başı İslam,

– temel direği namaz,

– zirvesi de cihad’dır (Allah’ın dininin yayılması için çalışmaktır.)


Bundan sonra buyurdular ki:


– Bunların hepsini koruyan şeylerin ne olduğunu haber vereyim mi?


– Haber ver, Ey Allah’ın Resulü, dedim. Bunun eli ile dilini işaret ederek:


Bunu, yani dilini koru, buyurdular.

Bunun üzerine:
– Konuştuklarımızla mesul tutulur muyuz, ey Allah’ın Resulü? diye sordum
.


Allah , Allah, ey Muaz! Dillerinin ettiğinden başka bir şey insanları cehenneme atar mı? 
Yani çoğu defa insanı felakete götüren dilinin yaptıklarıdır, buyurdu.

    

  

 
Gunye S/555

gül

Posted in Uncategorized on March 30, 2011 by Hüsna Ay

 

29 Ekim
 
Posted Image, might have been reduced in size. Click Image to view fullscreen.
GARIP DEGIL MI?
 
Camiye bagislamamiz gerektiginde bi 20 YTL gözümüze ne kadar büyük gözüküyor. Alisverise giderken ayni 20YTL ne kadar da küçük geliyor gözümüze. GARIP DEGIL MI?
 
Allah yolunda bir saat çalismak ne kadar uzun bir vakit olarak gözüküyor gözümüze. Balik tutma, futbol veya TV de dizi izlemek için harcamaya kalktigimizda, ayni vakit nasilsa kisa geliyor bize. GARIP DEGIL MI?
 
Bir cüz Kuran okumak için ne kadar emek sarfediyoruz. Çok satan bir romanin ikiyüz sayfasini okumak ise, bizim için ne kadar kolay. GARIP DEGIL MI?
 
Kuranin dediklerini sIki sIkiya sorgularken, gazetelerin yazdigina nasilsa hemencecik inaniyoruz. GARIP DEGIL MI?
 
Namaz kilarken okuyacagimiz ayetleri sasirabiliyoruz da, bir arkadasimizla konusurken bülbül gibi sakiyoruz.
GARIP DEGIL MI?
 
Islami bir faaliyete vakit ayarlamak ne kadar da zor oluyor. Baska bir sosyal etkinlige ise vakit bulmak ne kadar da kolay oluyor. GARIP DEGIL MI?
 
Bir iki Kuran ayetini ezberlemek için nasilda uzun bir zaman ve çaba gerekiyor. Bir sarki ezberlemeyi ise az zamanda nasil kolay basariyoruz. GARIP DEGIL MI?
 Ve bütün bunlara ragmen, Islamiyet yeryüzünde en hizli yayilan dindir. GARIP DEGIL MI???
  
Sizce de GARIP DEGIL MI ?
  

 

   
  
 

HATIRLATMA

 

Ey Allah (c.c.)ín kullarí!!!!
Bu günün genc müslümanlarí!
Her gün sabirsizca bekliyorsunuz,
“Bana E-Mail geldi mi?” diye.
Günde bir kac kez Online oluyorsunuz.
Mutlu oluyorsunuz,
“Bir mailiniz var!” yazdígínda.
Okumak icin sabírsízlaníyorsunuz.
Bazí mesajlar gercekten güzel,
Arkadaslarínízdan, dostlárínízdan sícacík.
Fakat  cogu öylesine gelmis; alakasíz.
Sadece zamanínízí alíyor.
Derhal siliyorsunuz.
Biliyor muydunuz, yaklasík 1400 yíl önce,
Allah(c.c.)size uzun bir E-Mail gönderdi.
Melegi Cebrail(a.s.) aracílígíyla elbet,
Kulu Muhammed Aleyhisselatuvesselam´a
Actíníz mí bu E-Mail i ?
Subject : Kur´an,
“Kusku Baríndírmayan Rehber”
Download ettiniz mi bu dosyayí?
Kalbinize bookmark´ladíníz mí?
Hayatínízín “favoriler”ine eklediniz mi?
Her sabahínízín “baslangic sayfasí” yaptíníz mí?
Actíysaníz bu E-Mail´i
Hepsini okumus olmalísiíníz…
Gönderilen elcilerin kíssalaríní…
Helal olan kavimlerin öykülerini…
Insanlíga mesajlarí,
Günlük hayatínízín rehberini,
Gelecege dair güzel haberleri, müjdeleri.
Allah´ín sizden “reply” edip,
E-Mail olarak iyi amel bekledigini.
Simdi, her sabah uyandígínízda;
Ilk bu E-Mail´i okuyun.
Kur´an da “save” edildigi sekliyle,
Hatírlayín ve ona göre “reply” eyleyin.
Sevgili genc müslümanlar;
Islamín gelecegine “enter”leyin
 


Adana Merkez Cami

 

 
Namaz kılmamanın ne kadar büyük günah olduğunu bilen, ayakta duramıyacak kadar hasta olsa bile, mutlaka namaz kılar. Ateşin yaktığını

bilen kimse, kendini nasıl ateşe atar? Cehennemden kaçan, Cenneti istiyen namaz kılmaz mı? Hadis-i şerifte, (Cenneti isteyip de, Allahın yasakladıklarından kaçınmıyan, isteğinde yalancıdır) ve (Cenneti istiyen, hayırlı işlere koşar, Cehennemden korkan, haramlardan kaçar) buyuruluyor.

 

 

ESMA-ÜL-HÜSNA

Posted in Uncategorized on March 30, 2011 by Hüsna Ay

 

ESMA-ÜL-HÜSNA

Image Hosted by ImageShack.us

er-Rahmân, er-Rahîm,
el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Gaffâr,
el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi’, el-Basîr,
el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
el-Hamîd,
el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
Mâlikü’l-Mülk,
Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’,
el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, 
en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî’, el-Bâkî,
el-Vâris, er-Reşîd,
es-Sabûr

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

mümin olmanın anahtarları

 

   

 

  
KAMİL MÜLÜMAN OLMANIN ANAHTARLARI

  
   
 

  
 
  
  
 

  

  

 

 

 

Söylenir ki, bir gün
Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş;
Cengiz Han hanlarına,

— “Ben Hanlar Han’i Cengiz Han, hepinizin hanıyım”, eşini göstererek;

— “Bu da benim HAN IM” demiş.

İşte erkeklerin “eşim” anlamına söyledikleri “hanım” kelimesi oradan geliyormuş… Ne kadar insanca değil mi? Kadının adı da var, yeri de ve saygınlığı da, işte özlediğimiz Türk ailesi tablosu …

  

Ya şimdi?

 

“Haramdan sakın.
İnsanların en çok ibadet edeni olursun.

Allah Tealanın sana kısmet olarak verdiğine razı ol.
İnsanların en zengini olursun.

Komşuna iyilik et.
(Gerçek) mü´min olursun.

Kendin için sevdiğini insanlar için de sev (iste).
(Hakiki) müslüman olursun.

Çok gülme (hayatı gülüp eğlenmekten ibaret sanmak sorumsuzluğuna düşme).
Çünkü çok gülmek (hayatı bir oyun ve bir oyun ve eğlence olarak algılamak) kalbi öldürür.”
(Tirmizi, Ahmed bin Hanbel)

 
 

 

 

 

 

 

 Mutluluğun peşinden koşma mutluluk senin peşinden koşsun
 ve hayatta öyle
 mutlu ol ki gözlerinden akan bir damla yaş
  
arayıp da bulamayanların
sadakası olsun.

 

 

Güle Dair

 

 

 

img49/4070/bestpembeglxo5.jpg

 

 

 

Yol

 

   

 

 

 

   YA-SİN

  
ey insan
ey yüz akı gönül aydınlığı
kabul olmuş sadaka kadar güzel
bir duygu sarıyor seni anan yüreğimi
bastığın toprakla yıkadığın gözüme
şimdi güneş bile siyah görünüyor
ey yüz akı gönül aydınlığı
 
ben kendime ağlarken Uhud'da ağlar mıymış
Hira'yı mahzun gördüm soramadım sevgili
hasretinin dışında başka derdi var mıymış?
 
ey insan
içimde büyüttüğüm tüm çiçekleri
sana adıyorum
ıtırları, yaseminleri, menekşeleri
lâle bana kalsın
kapına çiçeklerin karalısını sunmaktan
utanıyorum
 
dua çıkmayan göğe sevdalar çıkar mıymış?
bülbülünü kaybetmiş bu evrensel bahçede
dikenler bile bir hoş, gayri gül kokar mıymış?
 
ey insan
göklerin öğrencisi, yerlerin öğretmeni ey
sen öğrettin taşa konuşmayı
ağaca selam vermeyi
aya yarılmayı, toprağa dürülmeyi
göklere kurulmayı, durmayı zamanı
yılana ve deveye sevmeyi
ölmeyi, öldürmeyi
yaşamayı sen öğrettin insana
 
o bengisu gözünden fışkıran pınar mıymış?
baharların kaynağı ve yolunu gözleyen
bir ben sevda şehidi, bir de şu çınar mıymış?
 
ey insan
ey tebessümünden cennetler yaratılan
gül bahar geliyor, ağla gök seviniyor
gözyaşını karanfil diye göğüslerine takan melekler
kapında divan durup ağlamanı bekliyor
hüzün kuruluyor ekmekten önce sofrana
bunun için bir bir uçuyor sevdiklerin
bu yüzden öksüz, bu yüzden yetim kalıyor
efendisi yetimlerin.
 
niçin döndü bu rüzgar yol vermez dağlar mıymış?
yine Ferhat kesildin bu ne canhıraş gönlüm
bağrını deldin diye dağlar da ağlar mıymış?
 
ey insan
sen olmasaydın
insanlar ölmeyi öğrenmeden öleceklerdi
yaşamanın özgül ağırlığını
keşfetmeden yaşayacaklardı
hayat fahişe erkeklerin elinde
bir yosma gibi hırpalanacak
hangi mevsime el atsak
elimizde yapış yapış bir şeyler kalacaktı
 
acımı tartamayan aşkımı tartar mıymış?
gönlüme yol vermeyen şu zifiri perdeyi
o cennet elleriyle lûtfedip yırtar mıymış?
 
ey insan
sen olmasaydın
Yusufçuk kuşunun ne dediğini
yılanların niçin toprak yediğini bilmeyecektim
herşey çift yaratılırken niçin birşey tek?
bilmeyecektim bir gövdede mücevhere dönüşen taşı
hem yol, hem yolcu, hem hedef olanın
içinde kopan amansız savaşı
olmasaydın sen
 
çekilen dizde derman gözümdeki fer miymiş?
kendimi bir kum diye atıversem çölüne
ona vurgun bulutlar üstümde gezer miymiş?
 
ey insan
senin sırrın
gözyaşının terkibinde saklıymış
bu gerçeği bir denizin dudağından öğrendim
gecenin bir vaktinde bir sevgili ağlarken
bir dişi varlığını varlığına adarken
bir erkeğin ellerinde
ölüm havlu atarken
haklıymış
 
söyle gönlüm bu sevda mahşere kalır mıymış?
alışılmış sözcükler yükleyip kanadına
ona doğru uçursam katına alır mıymış?
 
ey insan
ey güneş hamilesi
bir kere doğarmışsın
bin kez doğururmuşsun
parmakların sevdanın kesilmeyen çeşmesi
onun için ağlıyor yeni doğan bebekler
doğur, doğur ki dünya kaybetti gözlerini
doğur ey İsrafil'in nefesi
ey güneş hamilesi
 
sen olmazsan gemide bu tufan diner miymiş?
gemilerin de yandı sil aklından dönüşü
vakt indi yüreğim gidenler döner miymiş?
 
ey
ey ins
ey insan
hıncını hıncıma kat
sancını sancıma kat
pamuktan ellerini geçir yürek halkama
ister ayağın katına çek 
istersen yerlere at.
  
Mustafa İslamoğlu 
   
  

 

  

Gönül..

|

 

 

Çiçeklerle hoş geçin,balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için,dalı incitme gönül..

 
Başın olsada yüksek,gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek,yolu incitme gönül…

 
Mevla verince azma,geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,külü incitme gönül..

 
Dokunur gayretine,karışma hikmetine
Sahibi hürmetine,kulu incitme gönül..

 
Sevmekten geri kalma,yapan ol,yıkan olma
Sevene diken olma,gülü incitme gönül..

 
Konuşmak bize mahsus,olsada bir güzel süs,
Ya hayır de,ya da sus,dili incitme gönül….

  

  

 

  

Dünya onu ahirete teşvik eder

 

 

 

Bir kimse Allah’ı tasdik ederse necat bulur,

Onu tanırsa ittika eder,

Onu severse haya eder,

 Onun kısmetine razı olursa gözü tok olur,

Ondan hazer ederse emin olur,

Ona itaat ederse felah bulur,

Ona tevekkül eder, Allah ile kifayetlenir ve

kimin uyku veya uyanıklıkta himmeti

“Lâ ilâhe illallah” olursa, dünya onu ahirete teşvik eder ve

belini kıran musibetten sakındırır.

 
Ravi: Hz. Hakim İbni Umeyr (r.a.)